20 Ocak 2013 Pazar

KARDEŞİM BENİM !

Ah benim gözümün bebeği, can kardeşim benim… Bir türlü ‘didevla’nın dide'si olamadım uzun süre. Ne kadar hevesli olduğumu bilirsin en az benim kadar.. İstemeden çok beklettim seni ama nasıl hissettim biliyo musun? Bilmelisin kardeşim; Sanki soba yakmak gibi bi göreve iş bölümü yapmışız senle, güzelce başlamışız odunları taşımaya, benim kolum kırılmış bi sebeple sonra ve sen tüm odunları taşımışsın yetmemiş sobayı da yakmışsın yetmemiş tek sitem etmemişsin bana ‘ah be kardeşim ben yaptım herşeyi’ gibi… Gülümsüyorum böyle hissettiğimde hep, sen de hep böyle hissettiriyorsun bana. Fedakarlık güzelliğinin sırrı sessizliğinde gizlidir kardeşim.. Sessizce bekledin beni.. Hem de ne güzel bekledin.. Bizim işimizdi bu yazmak paylaşmak işi, ben durdum sen ikimizin yerine devam ettin.. ne güzel ettin be kardeşim! Ayrıca senin bi fedakarlık yapmana gerek yok beni böyle gülümsetmen için, ben zaten kolum kırılsa o odunları taşıyacağını biliyorum senin… bunu hep bildiğim için hep gülümsüyorum sayende kardeşim. Seninle aynı şekilde ben de o odunları taşımaya hazır bekliyorum elbette, en az senin kadar seve seve, bu yüzden seni anlamanın tadı başka canımın içi..

Bunca zaman bana bensiz yazı yazdın bir sürü.. hepsini hevesle okudum, hepsiyle ilgili yorumlarımı dilim döndüğünce sana anlattım, daha da anlatacağımdan ötürü..İşte benim canım kardeşim, şu halimi anladın bana sitem etmedin ya, yine gösterdin kardeşliğini demek istediğim bu benim.. Ben sana seni anlatıyorum da, haklıyım hiç abartmıyorum inan.. Bana “bu basit bişey” deme, “aman be kardeşim buna mı bunca söz” deme, “tabi ki bişey diyemem kardeşim sen zor bi dönemdesin” deme.. Ben “sen başla kardeşim ben sonra dahil olabilirim ancak” derken nasıl yürekten destekliyoduysam seni, sen de aynı yürekle bekledin beni biliyorum.. Bizim aramızdaki bu sözsüz sazsız anlayışı sakın yabana atma kardeşim, kılcallardadır ana damarın kaynağı. Sen neticede bir peynir ekmekte nasılsan bir mükellef sofrada da öylesin.. Yüreğinin, anlayışının kıymetini bilesin..

Ha bişey daha.. Hiç bişey yapmasan da başımın tacısın yine.. Olmaz ya; olursa bi gün, ben senin
anlayışsızlığını da yüreksizliğini de göğüslerim senin kardeşim, zira bu yazdıklarımı yazısız geçirdiğim bikaç zamana borçlu değilim, biliyorsun değil mi?

İnsanın ne hata yaparsa yapsın, kendi yolundan ne kadar saparsa sapsın, sorgusuz buyur edileceği bi kapısının olması ne güzeldir! Sen buyur gel kardeşim, senin yerin bakidir.

Bilmeni istediğim bişey daha var; bana “İnsanlarbirbirlerini yargılamadan birbirlerine doğru yolu gösterebilirler. Birbirlerine kızabilirler elbette fakat isterlerse bi orta yol mutlaka bulabilirler.
İnsanlar hata yapabilirler, fakat hatalarıyla kabul görebilirler. İnsanlardan biri diğerinin yanlışını yüzlerine vurmadan tebessümle güven vererek (tabi ki o güveni hak ederek, yapmacık olmadan) ve dikkatle onu doğru yola kavuşturmayı başarabilir. İnsanlar yanlış olduğunu bilse bile birbirlerinin yanlışlarının düzelmesini sabırla bekleye de bilir, müdahale etmemesi gerekiyorsa eğer, o hatayı yapanın doğruyu kendi kendine öğrenmesi gerekiyorsa eğer. İnsanlar kendi kararlarını vermeden önce önyargısız ve dürüstçe fikir alacağını bilerek birbirlerine danışabilirler, bunu sürekli ve tek taraflı bile yapabilirler bazen, bazen roller değişebilir, bazen biri söylerken biri susabilir.. Bazen bi insan, emin olduğu bi konuda duyduğu aksi fikre bile sanki emin değilmiş gibi itibar edebilir, saygı gösterebilir, yeni bi ufuk kazanıp kabul bile edebilir, hatta o inancından bile vazgeçebilir veya aynı saygıyla yaklaşarak karşı tarafı ikna edebilir. Bazen biri omzunu verir diğeri yaslansın diye, bazen o yaslanır diğerinin omzuna. Bazen biri yaşar biri şahit olur, şahit olan aynısını yaşamış gibi olur. Yani insanlar birbirleriyle sadece fikirlerini değil, tecrübelerini ve hayata dair kazançlarını da paylaşabilir. Bazen biri basit bişeyi bilmez ve sorduğunda diğeri basit değilmiş gibi özenle ve dikkatle yanıtlayabilir. Bazen aynı kişi önemli bişeyi bilir ve diğerine önemsizmiş gibi anlatabilir; küstahlaşmadan, bilirkişilik etmeden yani.. Bu insanlar birbirlerini hep daha iyiye götürmeye çalışabilirler, bazen geriye bile gidebilirler ilerlemek istemelerine rağmen, bazen onca çabaya rağmen yerlerinde sayabilirler ama birbirlerine inançlarını güvenlerini yitirmezler ne olursa olsun… Onlar birbirlerini konuşmadan duyabilirler. Bu mümkün! İnsanlar birbirlerine sabredebilirler, birbirlerini anlayabilirler, birbirlerini böyle sevebilirler işte! ”
deseydi biri, yaşadığım onca şeyden sonra inanmazdım kardeşim; SEN OLMASAYDIN EĞER… Var ne değerli olduğunu sen düşün..

İyi ki varsın canım kardeşim benim.. Sabrın, sevgin, desteğin, her şey için teşekkür ederim sana..

Didem

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa