28 Haziran 2015 Pazar

Sokak

Her şey soğuktur burada. Hayattır burası, yalan da vardır, sevgi de. Çünkü sokakta her türlü halt vardır.
Biraz önce kapısını kırmaya çalıştıkları dükkanın içinde çıkan adam sokaktadır, ve ondan kaçan 2 genç de yine sokakta,
Kızına, ben yurtdışına seyahate gidiyorum diyen ve hastanenin soğuk odasında ameliyat sırası bekleyen anne de sokaktan geçer,
Sara krizi geçirmiş ve dilini ısırarak bayılmış adamın dilinden akan kanlar da sokaktadır, ve elinden düşen poşeti içindeki 3 elma da yine sokakta,
Vücudu yay gibi gergin, parlak saçları olan, üstündeki markalarla yaşayan bir genç de sokaktan geçer yine ve yine sokaktadır yanından geçerken sana omuz attığında,
Beyaz kumaş bir pantolon giyen kadın da yine sokaktan geçmektedir, dükkanının önüne sandalyesini atmış amca kadını süzerken de yine sokakta
Sokağa basar yeni mezun bir öğrenci girdiği mülakatta hak etmediği şekilde azarlandığında, gözyaşları sokakta

Ve sokaktan geçersin sen, o beklerken bir köşede, sokak onun eviyken, onun ayakları çıplakken ve o halinden memnunken. Acıman hiç bir şey ifade etmez onun için, o hayatı görmüş deneyimli bir çocuktur, gün bitince terk edilen o yerlerde kalandır. O hayatı bilendir, sen ise kıyısından geçen...

Karnın aç mı çocuk?

.............
Evla

Yapısal Eşitlik Modeli (SEM): Facebook üzerine bir çalışma

Pavica Sheldon tarafından 2009 yılında yazılan bir makaleye dayanarak bu yazıyı yazıyorum. Tek kaynak, tek konu, basit...
Öncelikle, ilgili makaleye http://www.cyberpsychology.eu/view.php?cisloclanku=2009111101 linkinden erişmek mümkün, dolayısıyla bu yazı daha çok özet olması ve Türkçe yazılması sebebiyle bir anlam taşıyor. Ayrıca, bazı yerlerde ister istemez kendi yorumlarımı da ilave ettim.
...............

İlk defa gördüğünüz bir insanın, veya sokakta yürürken yanınızdan geçen birisinin ne kadar belirsiz olduğunu hissederiz, ve belirsizlik her zaman insanı korkutur. İletişim kurmak, bu belirsizliği azaltmak için anlamlı bir ihtiyaçtır. İşte bu ihtiyaç, sadece günlük hayatta değil, internet ortamındaki ilişkilerde de kendisini gösterir.

İletişimde, verici ve alıcılar vardır, bu internet ortamı için de geçerlidir, insanların birbirlerinin yüzlerini görmeleri gerekmez. Her ne kadar internet üzerinden sağlanan iletişim, göreli olarak bazı imkanları (fiziksel yakınlık, sık etkileşim, fiziksel görünüm) sağlamasa da, insanlar birbirlerinde gördükleri belirsizlikleri internet ortamında da azaltabilirler. 

Facebook ise, daha çok günlük hayatta bir yerlerden tanıdığımız kişilerle iletişimimizi sürdürmek için kullandığımız bir sanal ortam (Ellison, Steinfield and Lampe, 2007; Sheldon, 2008) olarak tanımlanır. Kimi çalışmalara göre, internet ortamı, dışa-dönük kişilere kıyasla içine-kapalı kişiler (kabaca; günlük hayatta insanlarla daha az iletişim kurmayı tercih edenler) için daha faydalı bir ortam iken (McKenna & Bargh, 2000) , kimi çalışmalar ise (Kraut, Kiesler, Boneva, Cummings, Helgeson, & Crawford, 2002) bunun tersinin doğru olduğunu göstermektedir. Yine bazı çalışmalar, online ilişkilerin daha kuvvetli olduğunu öne sürerken (McKenna et al., 2002; Joinson, 2001), bazıları da (Haythornthwaite, 2002) bunun tam tersine dair bulgular elde etmiştir.

Peki öyleyse doğrusu nedir diyeceksiniz, ilkokulda gördüğümüz bütü o kesin-net bilgilere inat, bilimsel bir pencereden baktığınızda, böyle bir kesinliğin (daha çok sosyal bilimlerde) her zaman mümkün olamayacağını görüyorsunuz. Öyleyse doğrusu ve yanlışını bir kenara bırakıp devam edelim. 

Craig ve arkadaşları 2007'de yayınlanan çalışmalarında, algılanan benzerliğin (karşıdaki kişiyi ne kadar kendinize benzer olarak görüyorsunuz) ve sosyal çekiciliğin, kişinin kendisini Facebook'ta açmasında (kendisiyle ilgili bilgi vermesine, kendisiyle ilgili bir şeyler paylaşmasına, self disclosure) etkisi olduğunu ortaya koymuşlar. Ve yüz yüze iletişim ile bilgisayar üzerinden iletişim kurma arasında büyük bir benzerlik olduğunu öne sürmüşler.

Kendini açma konusunu, Sheldon biraz daha detaylandırmış; kişinin kendisi ile ilgili bilgi vermesi olarak yazmıştık, buna ilave olarak buradaki bilginin, kişiye özel olmasından bahsediyor, yani herhangi bir kaynaktan ulaşılabilen bilgi (örneğin cinsiyet, eğitim durumu, iş yeri) değil.

Sheldon bu yazısının devamında, güven unsurunun önemini anlatıyor ve güven olmadan sağlıklı bir ilişki kurulamayacağını, daha önce yapılmış çalışmaların sonuçlarıyla destekliyor.

Bütün bu geçmiş çalışmalar (literatür) bilgisine dayanarak, Sheldon, Facebook'da kurulan ilişkiler üzerinde; sosyal çekicilik, kendini açma, tahmin edilebilirlik ve güven unsurlarının etkisini araştırıyor. Burada tahmin edilebilirlik unsurunun, iletişimdeki belirsizliği azaltma ihtiyacıyla bağlantılı olduğunu belirteyim. Belirsizlik indirgeme teorisi Berger ve Calabrese (1975) tarafından geliştirilmiştir. Bu teoriye göre ise, belirsizlik azaldıkça ilişkinin gücü artmaktadır.

Kendini açma konusunda ise; Sosyal penetrasyon teorisine göre, kişinin kendisini açması iki boyuttan oluşur: 
a) genişlik; bilginin miktarı, kendini açtığı konularda başlık sayısı
b) derinlik; kendini açmada mahremiyet (samimiyet) derecesi

İlk araştırma sorusu: Facebook ilişkilerinde kendini açma ve sosyal çekicilik arasındaki ilişki nedir?

Hipotez: Tahmin edilebilirlik, kendini açma ve güven unsurları arasında mediatör* görevindedir.

İkinci araştırma sorusu: Facebook'ta kendini açma unsuru, Facebook'ta kendini açtığın kişiye karşı hissettiğin kişiler-arası güven ile nasıl ilişkilidir??

Bu iki soruyu ve bir hipotezi test etmek için, iki model deniyor;
1. model: sosyal çekicilik, kendini açma sürecini tetikliyor
2. model: kendini açma, kendimizi açtığımız kişiyle aramızda daha yüksek bir güven düzeyi sağlamamıza yol açıyor

İki modelde de, tahmin edilebilirlik, kendini açma ve güven unsurları arasında mediatör etkisi olarak değerlendirilmiş. (Mediatör; varlığında, diğer iki değişken arasında ilişki varken, yokluğunda bu iki değişken arasında ilişki bulunmuyor. Yani tahmin edilebilirlik unsuru olmadan, kendini açma ve güven unsurları arasında doğrudan bir ilişki olmadığını düşünerek kurgulamış modeli).

Veri Toplama: 243 öğrenciden (facebook kullanıcısı), anket üzerinden veri toplanıyor.

Anketteki genel sorular bu anketlerde şu sorular var;
  • Facebook'ta harcadıkları süre (günlük ortalama)
  • Hangi kanallarla arkadaşlarıyla iletişim kurdukları
  • Facebook'da kaç arkadaşları olduğu 
Bunun yanında, kendini açma(Altman ve Taylor, 1973) (hem derinlik hem de genişlik anlamında (Parks & Floyd, 1996)), tahmin edilebilirlik (Parks ve Floyd,1996), güven (Wheeless ve Grotz, 1977) ve sosyal çekicilik (McCroskey ve McCain, 1974) ile ilgili hazır ölçekleri (hazır Likert tipi ifadeler) kullanmışlar.

ANALİZ AŞAMASI:
EFA (Keşifsel Faktör Analizi/Exploratory Factor Analysis) yaparak, kullandıkları ağırlıkla Likert Tipi soruların ne şekilde gruplandığına bakılmış ve faktör yükü düşük olan sorular, modelden çıkartılmış.

CFA (Onaylayıcı Faktör Analizi) yapmışlar. Her ne kadar EFA, sorular soruların boyutlara göre dağılımı ile ilgili bilgi verse de, CFA ile, bu soruların tam da 4 boyuta (sosyal çekicilik, kendini açma, güven ve tahmin edilebilirlik) uyup uymadığına bakılabiliyor. 

Burada modele uygunluk (fit)**, genel olarak kabul edilmiş tek bir yöntem bulunmadığı için, farklı uygunluk testleriyle sınanmıştır. Ki kare testiyle, verinin kovaryans*** matrisi ile, modele göre beklenen kovaryans matrisi arasındaki örtüşme düzeyini incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, veriler modele uygun olarak değerlendirilmiş.


1. Modelin Analizi

SEM (Yapısal Eşitlik Modeli / Structural Equation Model) yapmışlar ve AMOS adlı programı (16. sürüm) kullanmışlar. Elde ettikleri sonuç aşağıdaki gibi;

Bu SEM modelinde, yukarıdaki görselde (göremiyorsanız, ana makaleden bakabilirsiniz), terminoloji anlamında bilmemiz gereken bazı şeyler var. Öncelikle, gözlemlenebilen (manifest) değişkenler (burada anketle cevap alınmış olan soruların kendisini örnek vereceğiz) dikdörtgen kutularda gösteriliyor. Bu görselde bulunan dikdörtgenlerin anket sorularına denk geldiğini düşünelim. Bir de oval kutular var, onlar da doğrudan gözlemlenemeyen ancak gizil (latent ) olarak tanımlanan değişkenler. Burada, faktör analizinden bahsetmiştik. Faktör analizi, ankette sorulan sorulara, onlara verilen cevaplara göre gruplamaktadır. Böyle olunca, örneğin 3 soru birleşip bir boyut oluştururken, 5 soru da birleşerek farklı bir boyut oluşturabiliyor. İşte buradaki "boyut" dediğimiz kavram, artık gizil değişken olarak değerlendiriliyor.

Yine yukarıdaki görsele gelelim, 5 adet gizil değişken görüyoruz (derinlik, genişlik, güven, sosyal çekicilik, tahmin edilebilirlik). Bunun dışında "e" harfiyle belirtilen hata'lar da bulunuyor modelde, ancak biz şimdilik bu konuya girmeyeceğiz.

Araştırmacının, elde edilen bu görsele yorumları şu şekilde olmuş;

  • Sosyal çekiciliğin; kendini açma, tahmin edilebilirlik ve güven üzerindeki etkisi ilginçtir. Kendini açmanın derinlik boyutu ile tahmin edilebilirlik arasında çok kuvvetli (aradaki katsayı 0,80 dir) ilişki bulunmuştur. Öyleyse, Facebook'taki arkadaşımıza (kendimizle ilgili) özel bilgi vermemiz; karşımızdaki kişinin nasıl düşündüğü/davrandığı ile ilgili kesinliğin (tahmin edilebilirliğin) yüksek olduğu durumla alakalıdır. Bir kişi karşısındakinden ne kadar çok bilgi alıyorsa, bu kişi ile ilgili belirsizlikler o kadar azdır. 
  • Sosyal çekicilik arttığında, kendini açmanın (derinlik anlamında) da artıp artmadığına bakmışlardı, bu iki kavram arasındaki ilişkinin zayıf olduğunu (aralarındaki katsayı 0,18) görmüşler. 
  • Kendini açmanın alt boyutu olan genişlik (kendini açtığı konu başlıklarının sayısı) ile sosyal çekicilik algısı arasında ise orta düzeyde bir etkileşim (aradaki katsayı 0,35) bulunmuş.
Şeklin nasıl yorumlandığını örnekleyen bu sonuçların yanında, sizin de şekilden bazı yorumlar çıkartmanız mümkün olabilir.

Mediatör Etkisinin Analizi:

Bu bilgiler onlara yeterli gelmemiş:) Tahmin edilebilirlik kavramının, Güven ve Derinlik kavramları arasında Mediatör (Yazının en sonundaki * ifadesinde Mediatör açıklaması yapılmıştır) olabileceğine dair bir öngörüleri var, bunu da test etmek istemişler.

Mediatör etkisini test etmek için de, oldukça basit bir mantıkla; tahmin edilebilirlik kavramı aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi, mediatör olarak tanımlamışlar ve Derinlik ile Güven arasındaki doğrudan ilişkiyi kaldırmışlar (SEM modellerinde araştırmacı bu ilişkileri belirleyebiliyor, model ise aradaki katsayıları ortaya çıkartıyor). Sonuçta, bu modelde de örtüşme düzeyi uygun çıkmış. Bir önceki görselle kıyasladığımızda, Tahmin Edilebilirlik ve Güven arasındaki ilişkinin gücünün ikinci modelde çok daha yüksek olduğunu görüyorsunuz. Öyleyse, mediatör etkisinin varlığından bahsedebiliyoruz.


2. Modelin Analizi: 
Burada da, kendini açmanın sosyal çekicilik üzerindeki etkisine ve güvenin kendini açma üzerindeki etkisine bakmışlar. Bu analizde, yukarıda gördüğünüz görseldeki temel mantık aynı, değişen tek şey 1. şekildeki okların yönü (2. şekli temel almadım çünkü onda mediatör etkisini ortaya koyabilmek için yapılan farklı bir şey vardı). Bunun için de, Sosyal Çekicilik kavramıyla ilişkili 2 okun yönü değişir; Güven kavramıyla ilişkili 2 okun yönü değişir ve derinlikten tahmin edilebilirliğe doğru gelen okun yönü değişir. Bununla ilgili görsele bakmak isteyenler, yine ana kaynaktan faydalanabilirler.


Dipnot:
* Mediatör Etkisi: Aşağıdaki şekilde de görüldüğü gibi, bağımsız değişkenden etkilenen bir bağımlı değişken olduğunu düşünelim. Burada mediatör olarak adlandırılan değişken, bağımlı ve bağımsız değişken arasındaki ilişkiyi açıklayan önemli bir etmendir.

** Goodness of fit (örtüşme düzeyi) denilen bir kavramdan bahsediyoruz, bu kavram, yapılan gözlemlerin (bu çalışma özelinde düşününde, bahsedilen gözlemler, anketle elde edilen ham veriler olarak düşünülmelidir), önerilen modele ne kadar uyduğunu, modelle ne kadar örtüştüğünü ifade eder. Bu örtüşmenin test edilmesi için de farklı yöntemler bulunur; ki-kare testi, kolmogorov-smirnov testi, anderson-darling testi, Shapiro-wilk testi gibi. 
*** Kovaryans ifadesi:iki değişkenin, birbiri ile ne derece uyumlu değiştiğini ifade eden bir kavramdır. İki değişken için hesaplandığından, matris şeklinde ifade edilir (2'li ilişkiler tablosu). Kabaca, beklenen değer ile gözlemlenen değer (ne bekliyorduk ne oldu) arasındaki farkından yola çıkarak hesaplanır.


..................................
Bu yazı, Yapısal Eşitlik Modeli'nin programlama aşamasından bahsetmemektedir, sadece modelin uygulama alanına örnek vermek adına, yayınlanmış bir makaleyi anlatmaktadır. Ayrıca Faktör Analizi konusuna bu yazıda girilmemiştir. Bunları, yazının bir eksikliği olarak aklınızda tutunuz lütfen. 
Umarım yine de faydalı olmuştur.
İlerleyen günlerde, R'da Yapısal Eşitlik Modelinin uygulanması üzerine ve Yapısal Eşitlik Modeli ile nedensellik ilişkisi üzerine yazı eklemeyi planlıyorum.

 ...................................

Evla

6 Haziran 2015 Cumartesi

Yüzyıllar

Garip bir hayat kurgumuz var, yüzyıllardır gelen insani düşlerle büyümüş
Belki de o kadar az şey değişti ki, insan eli değerek başkalaşan nesneler dışında
Hayata dair her his, ve insana dair her kuşku, sadece birikti ve toparlandı
Şekil , ad, yer değiştirdi
ve zamanla, kalıcı iletişim araçlarıyla, daha açık konuşulabildi
Ve hepsi o.

Evla

3 Haziran 2015 Çarşamba

Smyrna

İzmir, İ.Ö. 6250-5660 yıllarındaki Neolitik döneme ait bulgularıyla (Meriç, 2011), 8000 yıllık tarihe sahip bir şehirdir. Pek çok kültürü tarihi boyunca bünyesinde barındırmış ve antik dönemden bu yana Güzel İzmir olarak anılmış bir şehirdir. Bu şehrin tarihini, ağırlıkla Prof.Dr.Ersin Doğer'in kitabından faydalanarak ve kendisinin Sosyal Arkeoloji dersinden dinleyerek öğrendim.

İzmir’in eski tarihine baktığımızda, Doğer (2011) o dönemleri şöyle anlatmaktadır; 

İ.Ö. 5 bin sonlarında, Smyrna’daki yerleşik hayat, sebebi net olarak bilinmeyen bir sebeple çökmüş, daha sonra İ.Ö. 4 binin başlarında tümüyle yeni unsurlarla, tekrar gelişmeye başlamıştır. İ.Ö. 2 binlere geldiğimizde ise, Tepekule Höyüğü o dönemi kısmen anlatabilmektedir, buradaki eksik bilgiler, Limantepe ve Panaztepe’den gelmektedir. 
Tepekule Höyüğü - Bayraklı

Hitit Krallığının bölgedeki etkisi farklı kaynaklarla anlaşılmaktaysa da, İ.Ö. 1180 tarihlerine gelindiğinde, artık Hitit'lerden bahsetmek mümkün değildir, pek çok toplum zarar görmüştür. Bu dönemle ilgili olarak III.Ramses’in anıt mezarının duvarında, Deniz Kavimleri’nin tüm Anadolu, Suriye ve Filistin’i yerlebir ettiğine dair ifade bulunmaktadır. Deniz Kavimleri’nin farklı halkların birleşiminde oluştuğu bu anıt mezarda ifade edilmişse de, bu kavimlerin nereden geldiği tam olarak bilinmemektedir. Bu dönemden sonra da Helenlerin İzmir’e girişinde, E. Akurgal (Tepekule Höyük Kazı Çalışmalarında bulunmuştur) yaşayan bir iskanla karşılaşmadıklarını ifade eder.

Önce Aiollere daha sonra da İonlara geçen İzmir’in eski adı Smurna ve Smurne şeklindeydi, bu adın nereden geldiğiyle ilgili olarak da çeşitli görüşler bulunsa da, Kallinos ve Strabon adlı araştırmacılar, bu adın şehri kuran bir Amazon Kraliçesi’nden geldiğini öne sürmüştürler. İ.Ö. 7.yy’da Likyalılar surlara saldırarak şehri almışlarsa da, hemen ardından Klazımenai’de (Urla İskelesi) bozguna uğramışlardır.
Strabon : Tarihçi

İ.Ö. 546 geldiğimizde ise, Perslerin istilası başlamıştır ve o dönemde Helenler ile Persler arasındaki Biga Çayı (Granikos) Savaşı, farklı kaynaklarda anlatılmaktadır. Persler Batı Anadoluyu ele geçirdikten sonra, kolayca yönetebilmek için araziyi bölmüş ve dukalıklar oluşturmuşlardır (s.88). Perslere karşı bir Helen Birliği sağlama niyetiyle, Büyük İskender’in babası II.Phlipos, İ.Ö. 338 harekete geçer , ancak İ.Ö.336’da öldürülünce, yerine oğlu geçer. Büyük İskender (III. Aleksandros), Perslerle savaşmak üzere Çanakkale boğazını geçtiğinde, Makedonya ordusu Perslerle ilk savaşını gerçekleştirir, ilk toprağı Perslerden alır ve Ephesos’a doğru ilerler. 
Pers Krallığı'nın Sınırları
Büyük İskender kesin olmamakla birlikte, efsanelere göre bu yolda Smyrna’dan geçmiş hatta Pagos Dağında dinlenmiştir. Bu hikayeyi yazımızın devamındaki Kadifekale bölümünde okuyabilirsiniz. Strabon’a göre, şehrin Kadifekale’ye taşınması Büyük İskender’in ölümünden sonra, sırasıyla Antigonos ve Lysimakhos tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu ihtiyaç, Tepekule’deki yerin artık yetersiz kalmasından, daha güçlü bir kale ve daha büyük bir liman ihtiyacından kaynaklandığı düşünülmektedir. Lysimakhos ise, İ.Ö. 281 yılında Suriye Kralı Selevkos ile yaprığı savaşta öldürülünce, ülkenin kontrolü önce Selevkos’a , 1 yıl sonra da onun oğlu Antiokhos I’e geçer. Bu dönemden sonra şehir yönetiminin farklı krallıklara geçtiğini, Pergamon ve Roma dönemlerinden etkilendiğini, bir dönem özerkliğini dahi kazandığını görmekteyiz.
Büyük İskender (Alexander The Great)
Roma Döneminde, İ.Ö. 49 yılında, Caesar bir suikastla ölünce, İ.Ö. 27 yılına kadar iktidar kavgaları başlamıştı ve bu dönemde Smyrna Dolabella tarafından tahrip edilmiştir. Yine de şehir güzelliğini yitirmemiştir; Strabon, İ.Ö. 6 yılı civarında, şehirden şu sözlerle bahseder; “ve şimdi o, bütün kentlerin en güzel olanıdır”.
İ.Ö. 27 ve İ.S.68 dönemleri arasında, Roma İmparatorluğu farklı krallar görmüştür ve Smyrna bu tarihsel süreç içinde adından bahsettirmiştir. 69 yılına gelindiğinde ise, İspanya’da başlayan bir ayaklanmanın Roma Kralı Nero’nun intiharıyla sonuçlanması üzerine yine bir dizi değişikliğin ardından gelen Kral Domitianus da 96 yılında, bir saray darbesiyle öldürülür (s. 118).  Ardından, Nerva (96-98) ile başlayan, yaklaşık 100 yıllık adaletli ve refah bir yönetim dönemi geçmiştir. Zaman zaman depremlerle boğuşan şehre, 165 yılında veba hastalığı taşınır, 178 yılında ise kenti yerlebir eden büyük bir deprem yaşanır, diğer Helen şehirlerinin yardımı ve dönemin Kralı Aelius Aristeides’in desteğiyle şehir tekrar ayağa kalkar.
İ.Ö. 379-395 yılları arasında Theodosios’un imparatorluğu doğu ve batı olarak ikiye ayırmasından sonra, batının yüz yıl içinde dağılmasına rağmen, doğu bölümü sonraki 300 yılda canlanmış, kültürel ve sosyal olarak gelişmiştir.
Sonraki yıllarda da sık sık depremlerle karşılaşmış olan şehir, farklı kültürlere de ev sahipliği yapmış, çatışmalar, savaşlar içinde yıllar geçirmiştir. Uzun yıllar Bizans varlığı etkisini yitirmemiştir. 1261’e gelindiğinde ise, Cenevizliler, Nymphaion’da yapılan bir antlaşmayla; hem Bizans toprakları üzerinde vergi ödemeden ticaret yapabilecek hakkı hem de Smyrna’daki limanın ve liman kalesinin (Neon Kastron) kullanım hakkını aldılar. 1317 yılına geldiğimizde ise, halk, Bizans yönetiminden kaçarak Türkmenlerin tarafına geçmektedir ve bu yıllarda artık Smyrna ve Ephesos, Türkmenler tarafından alınmıştır.

BAZI TARİHİ MEKANLAR
Belkahve Geçidi: İzmir’in kuzey ve kuzeydoğuda Yamanlar ve Manisa Dağları, güneydoğuda Nif ve Tahtalı dağları, Güney ve güneybatıda Kızıldağ ile çevrelendiği neotektonik dönemde, dağların ortasındaki çanak oluşumuyla birlikte bu alana deniz suyu dolmuştur ve İzmir körfezine açılan tek geçit Belkahve Geçidi olarak uzun süre önemini korumuştur (Doğer, 2011).
Tantalis: Adına pek çok mitolojik öykü bulunan, efsanevi Tantanos’un Sipylos Dağında kurmuş olduğu Tantalis kenti, bir depremle sular altına gömülmüştür, bu bilgi de ilk defa Aristoteles Meteorologika adlı eserinde geçmektedir (Doğer, 2011). Ayrıca Pınar’ın (Pınar, 2002) değindiği gezginler de, Eski İzmir’İn olduğu yerde, Tantalos’un mezarı olduğunu tahmin ettikleri, kubbe şeklinde bir yapıdan bahsetmektedirler. Eski İzmir’i Tantalos’un kurduğuna dair de bazı düşünceler bulunmaktadır.
Tepekule Ören Yeri: Meles Irmağının getirdiği alüvyonlar sebebiyle dolan tepecik, antik dönemde üç tarasın denizle çevrili bir yarımadadır ve İ.Ö. 3000 yıllarına ait izler taşır (Ürük, 2009). Eski İzmir olarak bilinen bu alanda, Melez çayı olarak bilinen (Hangisinin Melez olarak anıldığı üzerine kesin bilgi bulunmamaktadır) 2 çay akmaktadır. Pınar (2002) tarafından aktarılan Ernst’ün yazısında, 1871 yılında bu kalıntıların ulaşılabilir olduğu anlaşılmaktadır. Sandalla çayın kaynağına doğru giden Ernst, daha sonra yürüyerek diğer çaya ulaşırlar ve Kervan Köprüsüne kadar gelirler.
Kervan Köprüsü: İzmir’i ziyaret eden gezginlerin uğradığı yerlerden birisi olarak bilinen Kervan Köprüsü, aynı zamanda İzmir’deki en önemli ticaret yolu olarak geçmektedir ve köprünün üzerinde sırtlarında yüklerle develerin geçtiği bilinmektedir (Pınar, 2002; Serçe, 2013)
Kadifekale: İ.Ö. 6. Yy’daki Pers Egemenliği, İ.Ö. 334’te Büyük İskender ile birlikte sona ermiştir ve Kadifekale’de bir efsaneye göre Büyük İskenderin rüyasından sonra kurulmuştur;
Büyük İskender birgün Pagos Dağı yamaçlarında avlanırken, yorgun düşer ve söylenceye göre Tanrıça Nemesis’e adanmış bir tapınağın önündeki ulu bir çınar ağacının gölgesinde uykuya dalar. Düşünde gördüğü iki su perisi İskender’e şehri uykuya daldığı yere taşımasını öğütler.” (Ürük, 2009)
Böylece, kale İskender’in generallerinden Lysimachos tarafından yaptırılır ve 15 yy.da Ok Kalesinin yapımına kadar kullanılır; Ok Kalesi’nden sonra ise yerleşim kıyıya doğru inmiş ve Kadifekale cazibesini kaybetmiştir (Ürük, 2009).
Kadifekale
Ayrıca Kadifekale’nin yakınında antik tiyatro da bulunmaktadır ki, Pınar’ın (2002)kitabında, Ernst Curtius tarafından kaleme alınan 1871 tarihli yazıda, dönemin Paşasını ziyaret eden Ernst, Kadifekale’ye çıkarak stadyumu izlemiş, buradan da anlaşıldığı gibi, bu yapılar o zamanlarda daha sağlamdır.
Kemeraltı Sebili: Sinanzade Sebili olarak da anılan bu yapı, Anafartalar caddesinde bulunmaktadır ve 1771 yılında (kimi araştırmacılar 1768 demektedir), Sinanzade Hacı Ahmet Ağa tarafından yaptırılmıştır (Ürük, 2009).
Kemeraltı Sebili

Hükümet Konağı: 19.yy’da, önceleri ahşap mimarisiyle Katipzade Konağı olarak bilinen yapının, yönetim merkezi haline gelmiş, daha sonra da daha sağlam bir yapıya ihtiyaç duyulduğu için günümüzdeki haline gelmiştir; bu tasarım 1868 yılında Fransız Mühendis Rufo tarafından planlanır ve yapı 1872 yılında tamamlanır (Ürük, 2009).

Kaynakça

Doğer, E. (2011). İzmir'in Smyrna'sı: Paleolitik Çağdan Türk Fethine Kadar. İstanbul: İletişim Yayınları.
Meriç, R. (2011). İzmir ve Çevresinde Antik Yunan-Roma Kültürü. İzmir'in Gizli Kültür Cevherleri (s. 29-32). içinde İzmir: Konak Belediyesi.
Pınar, İ. (2002). Efsanelerdeki İzmir. İzmir: İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayını.
Serçe, E. (2013). Kendi Gitti Adı Bile Kalmadı Yadigar: Kervan Köprüsü. 06 01, 2015 tarihinde İzmir'de Sanat: http://www.izmirdesanat.org/kervan-koprusu/ adresinden alındı
Ürük, Y. (2009). Adım Adım İzmir ve Çevresi (1 b.). İzmir: Yakın Kitabevi.
------------------------------------------------
Derleyen: Evla

Etiketler: , , , , ,