25 Şubat 2018 Pazar

Aslında Hiç

Büyüdüm, hayatı anlar oldum
Kendimi tanır, geleceğini tahmin eder oldum
Derken
Aslında hiçlik, aslında yokluk!
Özünde plansız, tahmin etmesi imkansız bir hayata düşünce,
İki yanına külçe gibi düşen kolların
Aklın, fikrin ve tüm bildiğini zannettiklerin
Seni bir güzel yakalar, bir temiz dayak yersin ki
Hangi romanın hangi sayfasında kaldığını unutursun
Yitip gidersin kendi kırılgan ve zahiri gerçekliğinde,
Düşlerin kabus oluverir, gündüzün gece.
Aslında hiç görmemeliydim dediğin sisler çıkar
O dağların tepesine çöker,
Penceren başka yeri görmez,
Mecbur kalır düşer aklın bir yamaçtan.

evla.

Etiketler:

4 Ocak 2017 Çarşamba

Sokak

Eğer en büyüğü, en dinleneni, en sözü geçeni olsaydım bir ülkenin veya gezegenin,
O zaman sokaklara sigara izmaritleri, poşetler, peçeteler atılamazdı,
İnsanlar masalarından uçan çöplerinin peşine koşardı,
Ceza korkusundan değil, çevresine zarar verme endişesinden.
Her köşe başında müzik olurdu,
Köprü ayaklarında resimler olurdu farklı sanatçılara ait, demir yığınları sanatsal alanlara dönerdi
Sokaklar, sanatçıların olurdu o zaman.
Lüks arabalar olmazdı sokaklarda, küçük ufak ve basit arabalar olurdu sadece,
Çünkü kimsenin canı çeksin istenmezdi.
Hanım, bey, müdür, patron gibi boş laflar sadece eski sözlüklerde kalırdı
İnsanlar birbirine sadece adıyla seslenirdi,
Çocuklar, küçük olmaları yüzünden sessiz kalmazlardı,
Farklı farklı diller, farklı dinler, farklı tenler olurdu aynı yerde,
Evlerin renkleri çeşit çeşit olurdu,
Çeşitliliğin ta kendisini severdi insanlar
Sevgiyi anlatırdı reklamlar, ve paylaşmayı,
Bencilce tüketmeyi değil,
İnsanlar kaldırımlarda öğrenirdi
Korkmamayı insanlardan ve yaşamaktan.

İnsanın amacı başarmak olurdu yine,
Ama herkes için faydalı olanı.
İhtiyacı kadarını alırdı poşetine,
fazlasını hediye diye dağıtırdı sevdiklerine.

Nefreti, kini, şiddeti bilmezdi o soğuk kaldırım taşları,
sadece köşelerden, aralardan zorla çıkan bitkileri çiçekleri bilirdi,
Ve onların yol ortasında büyümesi görkem sayılırdı.
Neden olmasındı?

Evla.

Etiketler:

22 Mayıs 2016 Pazar

İncelmek

O kadar incelmek istiyorum ki;
Daracık binaların arasından süzülerek geçmek,
Kalabalıkların arasından görünmeden ilerlemek,
Bir gölge gibi dolaşmak,
Eğilip bükülebilmek ve
Hiç bir şeye, hiç bir yere değmemek istiyorum.
Sadece ayaklarım yere bassın ve
Ağzımdan burnumdan içeri hava girsin istiyorum.
Ve pürüzsüz olsun istiyorum geçişlerim,
Havada küçük dalgalanmalar yaratsın,
Kulaklarda incecik bir fısıltı olsun ancak
Hep var ile yok arasında olsun.

Evla.


Etiketler: , , ,

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Yaş ve Yaşamışlık

Yaşımın kaç olduğunu sormayın, sayıların bir önemi yok. 
Yaşımın nasıl olduğunu sorun, size şunu söyleyebilirim;
Henüz insanları tam olarak tanıdığını/anladığını zannedecek kadar yaşlı değilim.
Büyüdüğümde dünyaya hükmedeceğime inanacak kadar genç değilim.
Resmi kıyafetleri tercih edecek kadar konum meraklısı ve olgunlaşmış bir yaşta değilim.
Hayatla ilgili merakımı yitirecek kadar kart değilim.
İnsanları yönetmeyi, insanlara hükmetmeyi sevecek kadar eski değilim.
Bana benzemeyeni garip bulacak kadar toy değilim.
Şehir soğukluğuna hapsolmayı kabullenecek kadar yaşamış değilim.

Ve yaşım, gösterdiğim yaşım, gerçekten olduğum yaşım, olduğum zannedilen yaşım, olduğuma inanılamayan yaşım,
Ve yaşımın bendeki ve benim dışımdaki zihinlerdeki bütün türevleri,
Ve bütün yaşların zihinlerdeki şekilleri, algılanışları
Hepsi, hepsi bir ömür için sınırlı,
Ötesi süreklilik veya hiçlik...

Evla.

Etiketler: , ,

9 Nisan 2016 Cumartesi

Gölgesizler

Ancak var olan bir şeyin gölgesi olabilir
Ya var olmayan bir şey?
Bir insan ne zaman vardır, ne zaman yok?
Bazen var gibi de yok,
Keskin sınırları olmayan bir hayat
Ve içinde varlığı bulanık insanlar
Bir şey olmak için yaşayan

Bir mahalle muhtarıydı,
Bir şey olmak için, var olmak için
En iyi en güzeli istediği için
Geçmişindeki kusurları örtmek için
Ve genç bir kadın, altın saçlı
Ve yeni bir nesil,
Temiz, güzel, değerli
Kendisinde artık kalmayan o varlığı
Bir başka şekilde var etmek için...

Bir kız kaçırıldı bir köyde,
Muhtar bilir bu hikayeyi,
Dağa götürüp çiçek koklamayı
Ve sonra namusu temizlemek için
Nüfusuna geçirmeyi
Muhtar bilir bu hikayeyi.

Ve köy kahvesinde oturmuş
Bekler insanlar
Yolu izlerler bütün gün
Kim gelsin, ne olsun isterler?
Belki bir satırdan fazla bir anlam olmak isterler,
Varlıklarını bilmek isterler

Oysa,
Varlığı, ne bir şehirde, ne de bir köyde
O kadar küçüktür ki insanın,
Bazısı dünyanın tepesindedir,
Bazısı okyanusların derinlerinde,
Geçici bir an için vardır hep,
Sonrası toprak.

Ve muhtar varlığı yokluğa seçince,
Ne olur onun torunları, onun nesli,
Dedeleri, çocukları
Kimdir bunlar?
Onlar var olur mu bu hayatta?
Bir çocuk, varlığını mümkün kılar mı onu yapanların?

Evla
Gölgesizler filminden esinlenerek yazılmıştır.

Etiketler: , ,

14 Mart 2016 Pazartesi

Küskünlük

Küstüm ben bu taşlara, bu binaya, bu pencerelere
Özellikle de pencerelere, çok zor açılan, çok zor kapanan,
Havayı esirgeyen o sert yüzlü pencerelere
Sonra.... Yollara, girişlere, çıkışlara
Hatta suçsuz bulduğum o güvenlik insanlarına bile
Küstüm işte
Bazı kırgınlıklar tamir olmuyor
Ben de tamir edemiyorum bu yıkık dökük hayalleri

Bir de içindeki insanlara küstüm
Güvendiğimden küstüm belki de bu kadar,
İnsanların güzelliğini aradığım için bu sızı kaldı içimde belki de
Ne güzel akıllar dediğim akılların kokmuşluğuna
Öfkelere, kinlere
Yanlış olanı öğretenlere
Saçma salak yönetmeliklere, baskılara, anlamsız bürokrasilere
Somurtan ve somurttuğu için ödüllendirilen insan yüzlerine

Küstüm.
Küstüm... Tamir edemiyorum.

Daha evveli vardı, sanayicilere küsmüştüm o zaman,
"Bu işler böyle yapılırmış, herkes bir usulünü bulmuş gidiyor"
Derken, güzel gözlerini kirleten, güzel akıllarını sistemin açıklarını bulmak için karalayan
Yüzlerine bakınca kaybolan insanlığı anlatan
Sanayicilere küsmüştüm

Sigortası yapılmamış, doktora gitmeye korkan hastalar için
3 kuruş alsın diye beş kuruş etmeyen insanlara katlanan gencecik narin insanlar için
Birileri kazandığı parasıyla anlamsız hikayeler satın alırken,
Alnının terini silmeye vakit bulamayanlar için küsmüştüm.

Şimdi de başka türlü bir yerde küstüm insana
Sanayiden kaçarken takılıp kaldığım bir sistemde küstüm
Emek harcamadığı halde adını makalenin ilk sırasına yazdıran,
Sinsice planlarla sinsice işler yapan,
Kendini beğenmiş, kendisini abartan, kendisini gizli örgütlere adayan,
Kendisini tek karar noktası zanneden, kendisini en zeki zanneden
İnsanlara küstüm

Güçsüzüm zannetmeyin,
Ağlıyorum, kırık döküğüm sanılmasın

Sadece umut dolu olduğum günlerden kalma bir serinlik vurunca yüzüme
Umudumu taşıdığımda geçtiğim yerlerden tekrar geçiyorsam bir de o anda,
Ve gittiğim yolun doğruluğunu sorgulayınca
Burnumun direği sızlıyor, hepsi o.

Küskünüm, ancak tek bir söz yok dilimde küskünlüğüme dair,
Sadece yazarım böyle üstü kapalı,
Ben tavşan, o kitle de dağ misali
Bilmezsiniz belki
Esirgerim sevmediğim kitleden duygularımı
Ve eleştirilerimi
Çünkü babam der, eleştirmek sevgi işi

___________
Evla.

Etiketler:

4 Şubat 2016 Perşembe

Bisiklet

Bir rüya gördüm bugün
Öğle vaktiydi
Sana kırgınlığımdan uyumuştum hani
Kaçar gibi o evden

Bisikletim vardı lila renkli
Gerçekten de yok muydu aynı renkte bir bisikletim?
Vardı var olmasına da oksitlenmişti onun demirleri
Sonra da atmıstık, hatırladım
Ama işte o bisiklet benimdi yine
Yaşım daha küçüktü
Bisiklet de boyuma uyup ufalmıştı

Sol tarafım denizdi boydan boya
Bostanlı'dan Çiğli'ye gider gibi uzuyordu solumda
Bisimletim kısrak gibiydi
Insanları geçiyordum
Ağaçları geçiyordum
Yüzeyinden eziyordum yerküreyi

Hayal ve rüya arası bir şeydi
Onunla sonsuz hız yapmak istedim
Yeryüzü olmasaydı altımda
Düşünsem ve gerçek olsa bu rüya

Böyle oldu işte
Bacaklarıma tüm gücümü verip
Pedallara yüklenmem
Etraftaki herşeyin kaybolması
Benim hızlanmam
Yerkürenin silinmesi tekerlerin altından

Ve sonunda
Uzaklaşan bir bendi sonu rüyamın,
Benden kaçan bir ben.


Evla.

Etiketler: , ,

9 Ocak 2016 Cumartesi

Güzel Olana - 1

Güzel Olana

Eğer güzel olan bir şeye inanan varsa,
Kalmışsa veya yeni doğmuşsa,
Belki hiç kimseyle bunu konuşmamışsa,
Belki de çok direnmiş ve onu bulmuşsa,

O bir kişiyse yeryüzünde,
Bu yazıyı okursa bir gün,
Veya o birden fazlaysa,
Kendini yeryüzünde tek kalmış gibi hissediyorsa,
Belki de bu bir topluluk, küçük - büyük bir grupsa

Bir şekilde bu veya bunlar varsa hayatta,
Benim için 'hala' ancak onlar için 'inatla'

Ve savaşmaya razıysa, savaşıyorsa güzel olan için,

Bu bir davettir güzel olana inanana,

Önce güzelin ne olduğunu düşleyelim,
Herkes için güzel olanın ne olduğunu anlayalım,
Hayal edelim, bir gün hayal edelim,
davetidir.

Öyle bir hayal ki, referans aldığımız gün bugün,
Öyle bir güzellik tanımı ki, herkes için başka başka
Öyle bir anlayış ki, insandan insana farklılaşan
Öyle bir hayal ki, ucu bucağı olmayan

Güzel olan dediğinde, ne olur ne gelir aklına insanın
Bol ekmek, az beyaz ekmek, bol kepekli ekmek, hiç ekmek?
Çok para, herkese eşit para, herkese az para, hiç para?
Hangisinden olsun, ne kadar olsun, kimlerin olsun?
Despot olsun, demokratik olsun, insancıl olsun, biraz dişli olsun?

Ne olsun ister güzel olanı düşleyen?
Hepsi güzeli ister ya, neden farklı yollardan ister?
Neden yatmaz masaya güzel olan tartışması?
Neden kol kola aranmaz güzel olan?
Nasıl olur da bazıları çoktan bulmuştur da kalanların hiç kafası basmaz?
Nasıl olur da insanlar ayrılır birbirinden ve düşman olur düşlediğinden farklı güzellere?
Ve güzel olan her şey solup gider?


Evla

Etiketler: , , , ,

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Nefretle Başbaşa

Ağızlarından pis ve yaralayıcı bıçaklar çıkan
Ve onları batırdığında gözü seyirmeyen
Üzen, üzdüğünü düşünmeden,
Nefret kusan insanlar...

Bu nefret herhangi bir şeye, her hangi bir zamanda
Ağızlardan dökülüverir
Yerlerde kırılan cam olur,
Genç bir delikanlının kırdığı kolu olur,
Birisinin yumrukladığı kapı olur,
Çirkinleşir yüzler, kapkara olur
Masaya vurulan yumruklar olur

Sevmek mümkün değildir böyle havada
Hava pis kokar,
Sen pis kokarsın,
Kokusuna yabancılaşırsın hayatın
Sen "o" olursun, "öteki" olursun,
Senin gibiler bilmem ne olur...

Ama aslında sen sadece,
Bir bedenden ibaret,
Ve bir kadın,
Ve bir fanisindir,
Bunun ötesinde ise bir hiç.
O kadar aciz...

Umarsın ki gece olsun bir an önce, uyuyayım
Uyanınca yeniden seveyim.

Etiketler: ,

14 Temmuz 2015 Salı

Ergenlik

Çocukluk masallarıyla büyütülüyoruz, rüyalarla, hayallerle, güllerle, güçlü kahramanlarla...
Mitlerle geçiyor çocukluğumuz,
Ya hayvanlar konuşuyor, ya insanlar uçuyor
Ama hep neşe ve keyif içinde,
Uyuşturucunun, tacizin, tecavüzün, dolandırıcılığın olmadığı gül bahçeleri içinde
Hiç bir mit ölmüyor, hatta büyüyor, çoğalıyor,
Şekil değiştiriyor belki, farklı oyuncaklar moda oluyor, ancak oyuncak silah "silah" olmaktan öteye geçemiyor.

Ve daha sonra gözlerimizin açıldığı,
Özgürlüğümüzü aradığımız o dönem geliyor.
Bize yapılan bütün o baskılara ve yönlendirmelere cevap olarak
Biz geliyoruz, kişiliğimiz için, kendimizi kazanmak için geliyoruz.

Ergen oluyoruz, kafa tutan, karşı çıkan, saygısız, sapık...

Oysa biz biz olmak istiyoruz, sizin düzeniniz içinde yıpranan ayaklarımız,
Anlamsız sözlerimize anlam vermek istiyoruz
Büyümek anlamlıysa sizin için, büyümek istiyoruz,
Hayatta yapılan her şeyi yapabilmek istiyoruz,
Sigaranız, içkiniz, her şeyi bilen havalarınız,
Bana benzeme oğlum/kızım diyen, özlüğünüzü reddeden dilleriniz
Bir anlamı olsun istiyoruz yaptıklarınızın
Ve siz olmak isterken suçlanıyoruz biz.

Zor işimiz.. bakın hırsızlıklarımıza, yalanlarımıza, kendimize verdiğimiz zarara
Hepsi sizin yarattığınız dünyaya nefretimizden,
Üstümüze yakıştırdığınız elbiselerden...

Ve sonunda biz de siz oluyoruz, başka türlü nefes aldırmıyorsunuz bize,
Bahçemizdeki çiçeklerimiz ölüyor.

Suçlu hep biziz...
Suçlu bir biz miyiz?

.......................
Evla

Etiketler: ,

16 Mayıs 2015 Cumartesi

Ben ve Sen

Sokakta gördüğün o her yüz benim,
Ve gazetelerde olacağım,
Çığır açan hikayelerle,
Suslarla, göz yaşlarıyla,
Sokakta yürürken yerlerde aradığın o coşkuyu bulacaksın gözlerimde,
Bana bakacaksın uyurken ve uyandığında,
İçimi göreceksin, hep yanyana olacağız sanki
Öfkelendiğimde ve acı çektiğimde,
Sızlayacak kalbin benimle

Ben sen olacağım halbuki,
Hep orada yanıbaşında olacağım aslında
Sen ölürken bir hastane yatağında,
Sen can verirken bir bebeğe
İçinde olacağım,
Senin yaşadığın kadar yaşayacağım

Ve sonra bir başkasının gözlerinde,
Bir başkasının sokağında hayat bulacağım
Seninle...

Evla

Etiketler: